İzmir' in Sahipsiz Turizmi !



Ege’nin incisi İzmir resmi kayıtlara göre 5 bin, elde edilen bulgulara göre ise 7 bin yıllık tarihi, kazı alanları ve Efes, Bergama, Çeşme, Tire vb. açık müzeler, kentin binlerce yıllık geçmişini ve uygarlıklarının özellikle yabancı ziyaretlerini gözler önüne seriyor.

Yapılan kazılarda ele geçen bulgularla her geçen gün kentin tarihine yeni yolculuklar gerçekleştiriliyor. Bayraklı (Eski İzmir) Kadifekale (Pagos), Kızılçullu su kemerleri ve Agora belli başlı özel yerleri arasında bulunuyor. Özellikle İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan ve antik çağda önemli bir uygarlık merkezi olan Efes’i yılda ortalama 15 milyon ziyaret ediyor. Halen Avusturyalılar tarafından devam ettirilen kazılarda, açığa çıkarılan önemli yapı ve anıtlar restore ediliyor. Söz konusu bu önemli konularda, Akrapol, Bizans hamamları, Arkadiane (Liman Caddesi), Antik tiyatro, Mermer cadde, Celsus Kitaplığı, Aşk evi, Hadrian ve özellikle Artemis tapınaklarının belli başlı bölümleri ortaya çıkarılmıştır.

Efes antik kentinin çevresindeki St. Jean Bazilikası, Hristiyanlığın kabulünden önce putperestlerden kopan 7 gencin, uykuya dalarak iki yüzyıl uyuduğu rivayet edilen yedi uyuyanlar, özellikle Bülbül dağındaki Hz. Meryem’in evi yabancı turistlerin her zaman ilgisini çektiği gibi aynı zamanda Hristiyanların hacı oldukları önemli dini özellik taşımaktadır. İzmir’in ilçelerinde bulunan bu tarihi değerlerin yanı sıra maalesef İzmir’in merkezinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekebilecek gerçekten ilgi çekici tarihi ve turistik bir olgu bulunmamaktadır.

Şüphesiz ki kent merkezinde yerli ve yabancıların yiyecek içecek sektöründe ilgisini çekebilecek özellikle kordon boyu, restoran ve kafeleri Musevi işadamı Nesim Levi tarafından yaptırılan tarihi asansör binası, Kadifekale, Balçova’daki teleferik tesisleri kentin yukarıdan manzarasının izlenebileceği mekanlar olarak göze çarpıyor.

Ancak bu güzel kentimizin tarihi ve turistik özellikleri diğer ülkelerin ve hatta İstanbul’un aynı değerdeki özellikleriyle kıyas edilemiyor. Başka bir ifadeyle biz İzmirliler ve İzmir’i yönetenler olarak İzmir’in değerini bilemiyoruz. Zira turizmin ana öğesinin insan faktörü olduğu bir gerçektir. Ancak biz İzmirliler söz konusu insan faktörünü turizm açısından nasıl etkileyebileceğimizi ya bilemiyoruz veya İzmir’in turizmine önem vermiyoruz.

İzmir’de turizmi canlandırabilmek ve geliştirebilmek ve İzmir’e cazibe kazandırabilmek için neler yapmamız lazım.

1-   Doğru dürüst bir Ege medeniyetleri müzesi (Şu anki Dokuz Eylül Rektörlüğü binası yeri bunun için en uygun yer olabilir)

2-  Fuar alanı neden bir “DISNEYLAND” olmasın? Ne kadar ilgi çekeceğini tahmin edebiliyor musunuz?

3-     İstanbul’daki “MİNİATÜRK” de çok ilginç olabilir.

4-     Londra’daki gibi bir “LONDON EYE”. Tüm şehri ayaklar altına alan büyük bir dönme dolap fuara yerleştirilebilir.

5-     İzmir körfezinde yat gezileri ve bunun gibi daha birçok etkinlikler.

İşte bu veya buna benzer İzmir’i turistik bir belde haline getirebilecek cazibe unsurları neden olmasın? Bunun için başta Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odaları, Kültür Bakanlığı, İzmir Valiliği, Ege Turistik Oteller Derneği ve diğer sivil toplum örgütlerinin önemli ve etkin adımlar atması şarttır.   

Geleceğin İzmir’inin sadece iş adamalarının işleri dolayısıyla ziyaret ettikleri kent olmamasının yanı sıra ve yerli ve yabancılarında turistik anlamda ziyaret ettikleri yer olması için topyekün seferberliğe var mısınız?

                                        

Demresa


Hazırlayan : Yüzyıl Becerik  

Özel Yüzyıl Kursları Kurucusu & Y.Kurulu Başkanı

 http://www.ozelyuzyil.com.tr/